Kamu Sektöründe Sürekli İşçi Statüsünde Yer Değişikliği

Türkiye’de çalışma hayatının en önemli dönemeçlerinden biri olan 696 sayılı KHK süreci ile taşeron işçilerin kamu bünyesinde “sürekli işçi” kadrosuna geçirilmesi, beraberinde birtakım hukuki tartışmaları da getirmiştir. Bu tartışmaların temelinde yer alan ve işçilerin yer değişikliği (nakil/tayin) haklarını kategorik olarak engelleyen 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin son kararıyla hükme bağlanmıştır. AYM, “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” ibaresini iptal ederek, çalışma barışı ve işçinin korunması ilkesi adına yeni bir düzenleme yapılmasına karar verecek şekilde iptal kararı vermiştir. 

İptal Kararına Konu Olan Hukuki Düzenleme ve İtiraz Süreci

375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesi, kamuda personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı sözleşmeleri kapsamında çalışanların sürekli işçi kadrolarına geçişini düzenlemiştir. İlgili maddenin beşinci fıkrası, bu işçilerin istihdam edileceği yeri şu ibareyle sınırlandırmaktaydı; “…çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir.” şeklinde hüküm ihtiva eder.  Bu ibare, uygulamada işçilerin aile birliği, sağlık veya diğer makul nedenlerle başka bir il veya birime nakil taleplerinin idare tarafından “kanuni engel” gerekçesiyle reddedilmesine neden olmaktaydı.

Yargıtay’ın İtiraz Yolu ve Başvuru Gerekçeleri

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, önüne gelen bir uyuşmazlıkta bu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak dosyayı AYM’ye taşımıştır. İtirazın temel dayanakları şunlardır:

  1. Kategorik Engel: Yer değişikliğinin tamamen yasaklanması, işverenin yönetim yetkisinin yargısal denetimini imkansız kılmaktadır.
  2. Eşitlik İlkesi: Diğer sürekli işçiler nakil imkanına sahipken, bu kapsamdaki işçilerin güvencesiz bırakılması durumu söz konusudur. 
  3. Sosyal Devlet İlkesi: Devletin çalışanları koruma yükümlülüğünün ihlali şeklinde Anayasaya aykırı olduğundan bahisle somut norm denetimi ile iptal davası açılmıştır. 

Anayasa Mahkemesinin Esas Yönden Değerlendirmesi

Anayasa’nın 49. maddesi uyarınca devlet, çalışma hayatını geliştirmek ve çalışanları korumakla yükümlüdür. AYM değerlendirmesinde, iş sözleşmesinin zayıf tarafı olan işçinin korunmasının sosyal devletin bir gereği olduğunu vurgulamıştır. Diğer yandan Kamu idareleri, sürekli işçilerle olan ilişkilerinde “işveren” sıfatını haizdir. Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca işveren, yönetim yetkisini dürüstlük kurallarına uygun kullanmalı ve “işçiyi gözetme borcu” altında hareket etmelidir. Ancak İşverenin yönetim yetkisi ve sınırları da belirtilmiştir. Bu yetki ve sınırlamaları bir tablo ile vermek gerekirse; 

Unsur

Açıklama

Yönetim Yetkisi

İşverenin işin yürütümü ve işçinin görev yeri üzerinde karar alma hakkıdır.

Dürüstlük Kuralı

Yetkinin keyfi değil, makul ve nesnel gerekçelerle kullanılması zorunluluğudur.

Yargısal Denetim

İşverenin kararlarının hukuka uygunluğunun mahkemelerce denetlenebilmesi hakkıdır.

AYM’nin Tesbiti

İptal edilen kural, bu denetimi ve yetkinin esnek kullanımını tamamen ortadan kaldırmaktaydı.

Kararın Hukuki Sonuçları ve İptal Gerekçesi

AYM, kuralın kamu hizmetindeki aksamaları önleme amacı taşısa da, tüm yer değişikliği taleplerinin hizmeti aksatacağı varsayımının hatalı olduğuna dikkat çekmiştir. Kadro durumunun uygun olduğu hallerde bile yer değişikliğine izin verilmemesi, devletin çalışanları koruma yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.

Yargısal Denetimin Önünün Açılması

Karar öncesinde, idareler “kanun emri” diyerek talepleri reddediyor, mahkemeler ise “yasal düzenleme bu şekilde” diyerek bu ret işlemlerini hukuka uygun buluyordu. İptal kararı ile birlikte;

  1. İşçilerin makul nedenlerle (sağlık, eş durumu vb.) yer değişikliği talep etme hakkı doğmuştur.
  2. İdarenin bu talepleri reddetmesi durumunda, yargı mercileri bu reddin “işçiyi gözetme borcuna” ve “dürüstlük kuralına” uygun olup olmadığını denetleyebilecektir.

Yürürlük ve Geçiş Süreci

AYM, kuralın iptal edilmesiyle oluşacak hukuki boşluğun kamu düzenini bozmaması adına iptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımlanmasından (9 Mart 2026) itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. AYM kararı takvimi ve önemli tarihleri bir tabloda göstermek gerekirse; 

Olay

Tarih

AYM Karar Tarihi

26 Kasım 2025

Resmi Gazete Yayım Tarihi

9 Mart 2026

İptalin Yürürlüğe Giriş Tarihi

9 Aralık 2026

Yasama Organı Süresi

Bu 9 aylık süreçte TBMM’nin yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir.

İptal Kararının Yürürlük Tarihine Kadar Açılmış Davaların Hukuki Durumu

Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca “İptal kararları geriye yürümez.” Ancak bu ilke, kesinleşmiş hükümler için geçerlidir. Türk hukuk doktrini ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, derdest olan davalarda, Anayasa’ya aykırılığı saptanmış bir kuralın uygulanmaya devam edilmesi “hukuk devleti” ilkesiyle bağdaşmaz.

9 Aylık Erteleme Süresinin Davalara Etkisi

AYM, iptal hükmünün yürürlüğünü 9 ay sonraya erteleyerek yasama organına (TBMM) yeni bir düzenleme yapma fırsatı tanımıştır. Bu süre zarfında iptal edilen ibare (“…çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde…“) teknik olarak kanun metninde yer almaya devam eder. Ancak, yüksek mahkeme bu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğunu resmen ilan etmiştir.

Derdest Davalarda Mahkemelerin İzleyeceği Yollar

İptal kararının yürürlük tarihi olan 9 Aralık 2026 öncesinde görülmekte olan davalarda yerel mahkemeler ve bölge adliye mahkemeleri (İstinaf) genellikle iki yoldan birini tercih edecektir:

  1. “Bekletici Mesele” Yapma Durumu: Mahkemelerin büyük çoğunluğu, AYM kararının yürürlüğe girmesini veya TBMM tarafından yapılacak yeni yasal düzenlemeyi bekletici mesele yapacaktır. Anayasa’ya aykırılığı tescillenmiş bir kurala dayanarak davanın reddedilmesi, ileride “yargılamanın iadesi” veya “hak ihlali” tartışmalarına yol açabilir. Mahkeme, dosyanın karara bağlanmasını 9 Aralık 2026 sonrasına bırakabilir.
  2. İdari İşlemin İptali Yerine “Hukuka Aykırılığın Tespiti”: Makalenin önceki bölümlerinde belirtildiği üzere, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik pratiği, mahkemelerin işveren yerine geçerek doğrudan “nakil/tayin” kararı veremeyeceği yönündedir. Ancak mahkemeler; İdarenin “yer değişikliği yapılamaz” şeklindeki kategorik reddinin hukuka aykırı olduğunu tespit edebilir. Bu tespit kararı, iptal hükmü yürürlüğe girdiğinde işçinin idareye yeniden başvurması için güçlü bir hukuki dayanak oluşturur.

Karar Kesinleşmeden Önceki ve Sonraki Durumun Karşılaştırılması

Davaların süreçlerine göre glası durumları şu şekilde tasnif edebiliriz;

Davanın Durumu

Hukuki Akıbet

Önerilen Strateji

Kesinleşmiş Davalar

İptal kararı geriye yürümediği için bu davalar kural olarak yeniden açılamaz.

Anayasa Mahkemesi’ne “Bireysel Başvuru” yolu (eğer süre geçmemişse) denenebilir.

Derdest Davalar (Yerel Mahkeme)

Mahkeme, AYM kararının yürürlük tarihini bekleyebilir.

Mahkemeden AYM kararındaki “işçiyi gözetme borcu” vurgusuyla ara karar talep edilmelidir.

İstinaf/Temyiz Aşamasındaki Davalar

Üst mahkeme, yerel mahkemenin “ret” kararını AYM iptal kararını gerekçe göstererek bozabilir.

AYM kararının esas ve karar numarası dilekçe ile dosyaya sunulmalıdır.

Yasama Organından Beklenen Düzenleme ve İşçilerin Hak Arama Hürriyeti

İptal kararı, işçilere “kayıtsız şartsız her istediği yere gitme” hakkı vermemektedir. İptal edilen, yer değişikliğinin kategorik (mutlak) olarak yasaklanmasıdır.

9 aylık süre içinde TBMM’nin;

  1. Sağlık özrü,
  2. Eş durumu mazereti,
  3. Karşılıklı yer değiştirme (becayiş) gibi şartları içeren bir yönetmelik veya kanun değişikliği yapması beklenmektedir. Devam eden davalarda mahkemeler, bu yeni düzenlemenin kriterlerini esas alarak karar verecektir.

Davası Devam Eden İşçiler Ne Yapmalı?

Hali hazırda nakil talebi reddedildiği için dava açmış olan sürekli işçiler için AYM kararı “beklenen hak” statüsündedir. Bu süreçte davayı takipsiz bırakmamak, AYM’nin iptal gerekçelerini (Anayasa m. 49 ve TMK m. 2) içeren ek beyan dilekçeleri ile dosyayı canlı tutmak önemlidir. Unutulmamalıdır ki; 9 Aralık 2026’dan itibaren idarelerin “kanunun yasak emri” savunması tamamen hukuki dayanaktan yoksun kalacaktır.

Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı:2025/100

Karar Sayısı:2025/242

Karar Tarihi:26/11/2025

R.G.Tarih-Sayı:9/3/2026-33191

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

İTİRAZIN KONUSU: 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 118. maddesiyle eklenen geçici 23. maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 17. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Sürekli işçi kadrosunda çalışmakta olan işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) geçici 23. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı ilgili kısmı şöyledir:

Geçici Madde 23 – (Ek: 20/11/2017-KHK-696/127 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/118 md.)

5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri (MİT Müsteşarlığı hariç) ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, bu Kanuna ekli (I) sayılı listede yer alan idarelerin merkez ve taşra teşkilatlarında; ödemeleri merkezi yönetim, sosyal güvenlik kurumu, fon, kefalet sandığı, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğü bütçelerinden veya döner sermaye bütçelerinden, anılan liste kapsamındaki diğer idareler için ise kendi bütçelerinden karşılanan 4734 sayılı Kanun ve diğer mevzuattaki hükümler uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olanlar;

 

a) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak,

b) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olmak,

c) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarihli ve E: 2018/96, K: 2023/222 sayılı Kararı ile)

ç) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarihli ve E: 2018/96, K: 2023/222 sayılı Kararı ile)

kaydıyla, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde idaresinin hizmet alım sözleşmesinin yapıldığı birimine, sürekli işçi kadrolarında istihdam edilmek üzere yazılı olarak başvurabilirler. Başvuranların şartları taşıyıp taşımadıklarının tespiti, bu tespite itirazların karara bağlanması, şartları taşıyanların idarelerince belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak yazılı ve/veya sözlü ya da uygulamalı sınava alınması, sınav sonuçlarına itirazların karara bağlanması ve sınavda başarılı olanların kadroya geçirilmesine ilişkin süreç bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde idarelerince sonuçlandırılır. Sınavlarda başarılı olanlar, varsa bu fıkranın (c) bendinde öngörülen davalardan feragat ettiklerini tevsik eden belgeyi ve/veya icra takibine konu alacaktan feragat ettiğine dair icra müdürlüğünden alınacak belgeyi ibraz etmek, bu fıkranın (ç) bendinde öngörülen sulh sözleşmesini ibraz etmek ve öngörülen şartları taşımaya devam etmek kaydıyla, sınav sonuçlarının kesinleşmesini müteakip, her bir sözleşme itibarıyla, yüklenicinin hakedişlerinin ödendiği bütçe, teşkilat ve birim/yerleşim yeri adına vize edilmiş sayılan sürekli işçi kadrolarına idarelerince topluca geçirilir. Bu fıkra kapsamında feragat edilen davalara veya takiplere ilişkin yargılama ve takip giderleri davacı veya takip eden üzerinde bırakılır ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmolunmaz, hükmedilenler tahsil edilmez ve bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar tahsil edilenler ise iade edilmez. Bu fıkra kapsamında yapılacak sulh sözleşmelerinden damga vergisi alınmaz.

… Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. (Mülga cümle: 1/3/2023-7438/2 md.) Özel güvenlik görevlilerinden bu madde kapsamında geçiş işlemleri yapılanlar, 5188 sayılı Kanun hükümlerine de tabi olmaya devam eder.

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 22/4/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Onur MERCAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

3. 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı Cetvellerde yer alan kamu idareleri (Millî İstihbarat Teşkilatı hariç) ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, 7079 sayılı Kanun’a ekli (I) sayılı Listede yer alan idarelerin merkez ile taşra teşkilatlarında ödemeleri merkezî yönetim, sosyal güvenlik kurumu, fon, kefalet sandığı, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğü bütçelerinden veya döner sermaye bütçelerinden, anılan liste kapsamındaki diğer idareler için ise kendi bütçelerinden karşılanan 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve diğer mevzuattaki hükümler uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olanların 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olmak şartıyla anılan KHK’nın geçici 23. maddesinin birinci fıkrasının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde idaresinin hizmet alım sözleşmesinin yapıldığı birimine sürekli işçi kadrolarında istihdam edilmek üzere yazılı olarak başvurabilecekleri hükme bağlanmıştır.

4. Söz konusu fıkranın ikinci cümlesinde ise başvuranların şartları taşıyıp taşımadıklarının tespiti, bu tespite yönelik itirazların karara bağlanması, şartları taşıyanların idarelerince belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak yazılı ve/veya sözlü ya da uygulamalı sınava alınması, sınav sonuçlarına itirazların karara bağlanması ve sınavda başarılı olanların kadroya geçirilmesine ilişkin sürecin fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde ilgili idarelerce sonuçlandırılacağı düzenlenmiştir.

5. Anılan maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde de sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerin birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilecekleri öngörülmüştür. Söz konusu cümlede yer alan “…çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

6. Bu itibarla kural uyarınca ilgili işçilerin maddenin birinci fıkrasında düzenlenen şartları taşıdıkları sürece sürekli işçi kadrosuna geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilecekleri yer, çalıştırıldıkları teşkilat ve birimdir.

B. İtirazın Gerekçesi

7. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin yer değiştirmelerinin kategorik olarak engellendiği, başka bir ifadeyle anılan işçilerin farklı bir il veya bölgeye nakillerine imkân tanınmadığı, bu nedenle yer değişikliği taleplerine ilişkin olarak verilen kararlar bağlamında işverenin yönetim yetkisinin yargı mercilerince denetlenemediği, ayrıca kuralla 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesine göre istihdam edilen işçilerin sürekli işçi kadrosunda çalışan diğer işçilere göre güvencesiz duruma getirildiği ve bu suretle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 17. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

8. Anayasa’nın 49. maddesinde “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir./ Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” denilmek suretiyle sosyal devlet ilkesinin çalışma hayatındaki görünümü olan devletin çalışanları koruma yükümlülüğüne ilişkin özel bir güvence öngörülmüştür.

9. Danışma Meclisinin anılan maddeye ilişkin kabul ettiği metnin gerekçesinde devletin işçi-işveren ilişkilerinin seyircisi değil dengeleyicisi olması ve çalışma barışını koruyacak tedbirleri alması gerektiği, bu durumun devletin taraf tutması anlamına gelmediği belirtilmiştir. Millî Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonunun değişiklik gerekçesinde ise devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak amacıyla gerekli tedbirleri alacağının öngörüldüğü ifade edilmiştir. Anayasa’nın söz konusu maddesinde 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun’un 19. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesinde de devlete çalışanların yanı sıra işsizleri de koruma görevi verildiği belirtilmiştir.

10. Bu itibarla iş sözleşmesinin zayıf tarafı olan işçinin korunmasına yönelik düzenlemelerin öngörülmesi suretiyle işçi-işveren ilişkilerinde dengenin sağlanması devletin, çalışma hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir (AYM, E.2023/158, K.2024/187, 5/11/2024, § 19).

11. İtiraz konusu kuralda 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesi kapsamında sürekli isçi kadrosuna geçirilen işçilerin anılan maddenin birinci fıkrasında öngörülen şartları taşıdıkları sürece geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilecekleri yerin çalıştırıldıkları teşkilat ve birim olduğu hükme bağlanmıştır.

12. Buna göre kuralda söz konusu işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçiş işlemi yapılmadan önce çalıştırıldıkları teşkilat ve birim dışında görevlendirilmelerine imkân tanınmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle kural uyarınca anılan işçilerin yer değişikliğine yönelik taleplerinin işverence kabul edilmesi mümkün değildir.

13. Nitekim Yargıtay uygulamasında da madde kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin geçiş işlemi yapılmadan önceki işyerinde çalışmaya devam ettirileceğinin kuralla açıkça düzenlendiği, dolayısıyla bu işçilerin başka bir ile veya bölgeye naklinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2024/14198, K.2025/1316, 10/2/2025).

14. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin ikinci fıkrasında söz konusu Kanun’un, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağı, üçüncü fıkrasında ise işyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçilerin 3. maddedeki bildirim gününe bakılmaksızın söz konusu Kanun hükümleriyle bağlı olacakları öngörülmüştür.

15. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde işçi bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi, işveren işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar; “Tanım ve şekil” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde ise iş sözleşmesi bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme şeklinde tanımlanmıştır.

16. Bu bağlamda 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kurum, kuruluş ve idareler ile söz konusu madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler arasında özel hukuk ilişkisinin bulunduğu ve bu ilişki kapsamında ilgili kurum, kuruluş ile idarelerin işveren sıfatını haiz olduğu açıktır.

17. Anılan işverenlerin faaliyet alanları dikkate alındığında söz konusu istihdamın kamusal nitelikte sonuçlar da doğurabileceği anlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2018/96, K.2023/222, 27/12/2023, § 338). Bu itibarla kamu yararını gözönünde bulundurmak suretiyle anılan özel hukuk ilişkisi kapsamında taraflara belirli haklar tanımak ya da yükümlülükler getirmek kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.

18. Nitekim söz konusu madde kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin geçiş işleminden önce çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde istihdam edileceklerini öngören kuralın bu teşkilat ve birimde yürütülen hizmette aksaklık meydana gelmesini engellemeyi hedeflemediği söylenemez.

19. Bununla birlikte kamu işverenleri ile bunlar tarafından çalıştırılan işçiler arasındaki özel hukuk ilişkisine yönelik olarak öngörülecek düzenlemelerin devletin çalışanların korunmasına ve işçi-işveren arasındaki menfaatler dengesinin sağlanmasına ilişkin yükümlülükleriyle çelişmemesi gerekmektedir.

20. Madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin bu kadroda istihdam edildikleri süreçte yer değişikliği talep etmelerini gerektirecek belirli nedenlerin ortaya çıkabileceği açıktır. Genel anlamda işçilerin yer değişikliği taleplerinin değerlendirilmesi işverenlerin iş hukuku bağlamında sahip oldukları yönetim yetkisi kapsamında kalmaktadır.

21. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 5. maddesinde anılan Kanun ile 11/1/2011 tarihli 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun genel nitelikli hükümlerinin, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağı öngörülmüştür. 4721 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasında ise herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.

22. Buna göre işverenin işçinin yer değişikliğini değerlendirme bağlamında sahip olduğu yönetim yetkisini dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanması ve bu kapsamda alacağı kararda işçiyi gözetme borcunu gözönünde bulundurması gerektiği kuşkusuzdur.

23. Bu itibarla iş ve kadro durumunun imkân tanıması durumunda işçinin makul görülebilecek nedenlere dayanan yer değişikliği talebinin ilgili işverence karşılanmasının mümkün olmadığı söylenemez.

24. Diğer yandan kamu kurum, kuruluş ve idarelerinde çalıştırılan işçilerin yer değişikliği taleplerinin reddedilmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda işverenin yönetim yetkisini dürüstlük kuralı ve işçiyi gözetme borcuna uygun şekilde kullanıp kullanmadığının yargı mercilerince denetlenmesi mümkündür.

25. Nitekim Yargıtay uygulamasında yargı mercilerinde işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin iptal edilmesinin ya da yer değişikliğinin sağlanması gibi icrai nitelikte karar verilmesinin mümkün olmadığı ancak söz konusu işlemin hukuka aykırı olup olmadığının tespitine ilişkin karar verilebileceği ve işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin hukuka aykırılığının tespit edilmesini talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2024/14198, K.2025/1316, 10/2/2025).

26. Bununla birlikte kural söz konusu KHK’nın geçici 23. maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin herhangi bir nedenle yer değiştirmelerine imkân tanımamakta, başka bir deyişle anılan işçilerin yerlerinin değiştirilmesine mutlak bir yasak getirmektedir.

27. Kural, ilgili teşkilat ve birimdeki işleyişin aksamasını önlemek amacıyla öngörülmüş ise de işçilerin yer değişikliği taleplerinin karşılanmasının her durumda anılan işleyişin bozulmasına neden olacağı söylenemez. Başka bir ifadeyle ilgili teşkilat veya birimin iş ve kadro durumunun işçinin yer değişikliği talebinin karşılanmasına engel oluşturmaması mümkündür.

28. Bu itibarla işçilerin makul nedenlere dayanan yer değişikliği taleplerinin işverence iş ile kadro durumu çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu kapsamda alınacak kararların hukuka uygunluğunun yargı mercilerince denetlenmesine imkân tanımayan kuralın devletin çalışanların korunmasına yönelik yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

29. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 49. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Ömer ÇINAR bu görüşe katılmamıştır.

Kural Anayasa’nın 49. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2., 5., 10., 13. ve 17. maddeleri yönünden incelenmemiştir.

IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

30. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte; 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak suretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.

31. 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde…” ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

V. HÜKÜM

27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 118. maddesiyle eklenen geçici 23. maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde… ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Ömer ÇINAR’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE 26/11/2025 tarihinde karar verildi.

Yorumunuzu Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gravatar profili