Zararın Giderilmesi (Maddi ve Manevi Tazminat)
Tazminat hukukunun temel amacı bireylerin uğradığı haksız ve hukuka aykırı zararları gidermek ve mağduriyetleri telafi etmektir. Bu amaca hizmet eden hukuk dalına Tazminat Hukuku denilmektedir. Başka bir ifadeyle Tazminat hukuku, haksız bir fiil veya sözleşmeye aykırılık veyahut sebepsiz zenginleşme gibi durumlarda meydana gelen zararların tazmin edilmesini düzenleyen normlar bütünüdür. Bu alan, hem hukuki hem de ekonomik boyutlarıyla normların somutlaşmış yasalar halidir.
Tazminat Hukukunun Temel İlkeleri
Tazminat hukukunun temelinde, “zarar verenin zararı gidermesi” ve zarar görenin de ‘‘zararını karşılaması’’ ilkesi yatar. Bu ilke, kişisel sorumluluğun ve mağduriyetin giderilmesinin yansımasıdır. Tazminat hukuku, Türk Borçlar Kanunu başta olmak üzere, Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu gibi çeşitli yasalardan belenir.
- Tam Tazmin İlkesi: Gerçek zarara en yakın olan zarar tam tazmin ilkesi ile ifade edilir. Tazminat hukukunun en önemli ilkesi tam tazmin ilkesidir. Bu ilkeye göre, zarar görenin uğradığı zarar, haksız fiil hiç işlenmemiş gibi tam olarak karşılanması anlamına gelir. Tazminatın amacı, mağduru zarar öncesi durumuna döndürmektir. Ancak, bu ilke, zarar görenin zenginleşmesine neden olacak şekilde uygulanamaz. Ekonomik koşullar, ülkenin sosyo-ekonomik durumu nazara alındığında bir kişinin zararının tam karşılanması neredeyse imkansızdır. Bu sebeple zararın miktarı gerçek zarar ilkesi ile tespit edilir.
- Kusur Sorumluluğu: Bir kişinin, bir zarardan sorumlu tutulabilmesi için bu zarara kusurlu (hatalı) ve hukuka aykırı bir fiiliyle sebep olması gerekir. Kusur, kast (bilerek ve isteyerek) veya ihmal (gerekli özeni göstermeme) şeklinde olabilir. Kusur olmadan zararın tahsili mümkün değildir. Şu kadar ki kusursuz sorumluluk hali istisnadır.
- Kusursuz Sorumluluk: Tarihi kanun koyucu bazı özel durumlarda, zarara sebep olan kişinin kusuru olmasa dahi sorumlu tutulacağını kabul etmiştir. Bu durumlar genellikle tehlikeli faaliyetlerden kaynaklanan zararlar ile kanundan kaynaklanan özel durumlar için geçerlidir. Örneğin işletenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır.
Hukuki Sorumluluğun Şartları
Bir kişinin tazminat talep edebilmesi için, bazı şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir. Örneğin karşı tarafın hukuki sorumluluğunun oluşması tazminat talep etmenin ön koşuludur. Bu sorumluluğun oluşması için dört temel şartın bir arada bulunması zorunludur. Bunlar:
- Hukuka Aykırı Bir Fiil: Hukuki bir normu ihlal eden veya başkasının hakkına zarar veren her türlü fiil hukuka aykırı fiildir. Bu fiil, aktif bir davranış (birine haksız vurmak veya bir mala zarar vermek) olabileceği gibi, ihmali bir davranış (tedbirsiz davranmak, yapılması gerekeni yapmamak) da olabilir. Bir sözleşmenin ihlali de hukuka aykırı fiil olarak kabul edilebileceği gibi taksirle yaralama da haksız bir fiildir.
- Kusur: Tazminat sorumluluğunun doğması için failin kusurlu(kast veya taksir) olması gerekir. Ancak, hukuka aykırı fiili işleyen kişi, fiili işlediği sırada ayırt etme gücüne sahip değilse kusur sorumluluğu ilkesi gereği sorumlu tutulamaz. Kusur sorumluluğu ayırtım gücüne bağlıdır.
- Zarar: Hukuka aykırı fiil sonucunda bir zararın meydana gelmesi şarttır. Zarar, maddi ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır:
- Maddi Zarar: Malvarlığında meydana gelen azalmaya maddi zarar denilmektedir. Maddi zarar, somut olarak hesaplanabilmektedir. Örneğin, onarım masrafları, değer kaybı, hastane giderleri, iş göremezlik nedeniyle kaybedilen gelir, destek tazminatı maddi zarar kalemlerinden sayılmaktadır.
- Manevi Zarar: Kişinin kişilik değerlerinde meydana gelen duygusal kayıplardır. Izdırap, keder, üzüntü manevi tazminatın subjektif unsurunu oluşturur. Manevi tazminat, somut olarak hesaplanamaz. Ancak kişinin yaşadığı acı, elem ve üzüntüye göre tazminatın tutarı belirlenmektedir. Örneğin bir trafik kazasında ölen kişinin eşi ve çocukları bu ölümden farklı oranda elem, üzüntü duyacağından manevi tazminat tutarları da farklı tayin edilecektir.
- İlliyet Bağı (Nedensellik Bağı): Zarar ile netice arasında uygun nedenselliğe İlliyet Bağı denilmektedir. Başka bir deyişle zararın, failin hukuka aykırı fiilinden kaynaklandığının ispatlanması gerekir. Fiil ile zarar arasında doğrudan bir nedensellik ilişkisi yoksa, tazminat sorumluluğu da doğmaz.
Tazminat Türleri
Tazminat hukuku, farklı durumlar için farklı tazminat türlerini düzenlemiştir. Bu türler, zararın niteliğine ve hukuki ilişkinin kaynağına göre değişiklik arz eder.
Haksız Fiil Tazminatı
Bir kişinin, hukuka aykırı bir fiille bir başkasına zarar vermesi durumunda ortaya çıkan tazminat türüne haksız fiil tazminatı denilmektedir. Bu durumda, taraflar arasında önceden bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Zararın kaynağını haksız fiil oluşturur.
Sözleşmeden Doğan Tazminat
Taraflardan birinin, aralarındaki sözleşme hükümlerine aykırı davranması nedeniyle diğer tarafa zarar vermesi durumunda sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat davası açılabilir. Borcun ifa edilmemesi veya eksik ifa edilmesi gibi durumlarda davanın hukuksal nedeni sözleşmeden doğan tazminattır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Bir kişinin, bakmakla yükümlü olduğu kişiye (örneğin eş, çocuk) ölüm nedeniyle destek sağlayamaması durumunda, destekten yoksun kalan kişilerin talep edebileceği bir tazminat türüdür. Bu tazminatın amacı, ölenin desteğinden mahrum kalanların ekonomik kayıplarını karşılamaktır. Yargıtay eş, çocuklar, anne ve babanın karine olarak destekten yoksun kaldığını kabul görmektedir. Bu tazminat türü en çok trafik kazalarında karşımıza çıkmaktadır. Ölüm halinde cenaze giderleri de talep edilebilmektedir.
İş Göremezlik Tazminatı
Bir kaza veya haksız fiil nedeniyle kişinin geçici veya kalıcı olarak iş göremez hale gelmesi durumunda, bu nedenle oluşan gelir kaybının tazmin edilmesine iş göremezlik tazminatı denilmektedir. İş göremezlik tazminatı; sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi giderleri ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları kapsamaktadır.