İşyerinde meydana gelen kazalar, işçiler için sadece fiziksel veya psikolojik hasarlara yol açmakla kalmayıp, aynı zamanda birtakım hukuki ve cezai süreçleri de beraberinde getirir. İş kazası sonucunda zarar gören işçi veya hayatını kaybeden işçinin yakınları için en sonuçlardan biri iş kazası tazminat davasıdır. Bu davada, mağduriyetin maddi ve manevi olarak giderilmesi temeline dayanmaktadır. 

Bu makalede, iş kazası tazminat davasının ne anlama geldiğini, hangi durumların iş kazası sayıldığını, dava açma sürelerini, zamanaşımını ve talep edilebilecek tazminat türlerini irdelemiştir. 

İş Kazası Tazminat Davasının Kapsamı

İşyeri ortamında veya iş ilişkisi nedeniyle çalışanının yaralanması veya ölümü durumunda, sorumlu işverenden işçiye veya onun vefatı halinde yakınlarına maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle açılan davaya iş kazası nedeniyle tazminat davası denilmektedir. Bu davanın temel amacı, işverenin kusurlu eylemi veya ihmali sonucu zarar gören kişinin, kaza öncesindeki ekonomik ve sosyal durumuna en yakın seviyeye getirilmesini sağlamaktır. Ancak bu dava sebepsiz zenginleşme aracı olarak görülmemelidir. 

Kimlere Dava Açılabilir?

İş kazası tazminat davası, sadece doğrudan işçinin bağlı olduğu işverene karşı değil, sorumluluk zincirindeki tüm taraflara karşı açılabilir. Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümleri gereği, işverenin yanı sıra tüm alt işverenler yani taşeronlar da müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutulur. 

İşverenlik Durumu

Sorumluluk Durumu

Açıklama

Asıl İşveren

Müteselsil ve Müşterek

İşyerinin sahibi ve işin genel müdürü sorumludur. Asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı da sorumludur.

Alt İşveren (Taşeron)

Müteselsil ve Müşterek

İşin bir bölümünü üstlenen ve işçinin doğrudan bağlı olduğu şirketlere alt işveren denilmektedir. 

Örnek Durum

Tüm Şirketlere Karşı

Bir inşaatta (X Şirketi) çalışan alt yüklenici (Y Şirketi) ve onun alt yüklenicisi (Z Şirketi) işçisinin kaza geçirmesi halinde; X, Y ve Z şirketlerinin tamamına karşı dava açılabilir.

Hangi Haller İş Kazası Sayılır?

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesi, hangi olayların iş kazası kapsamında değerlendirileceğini tanımlamıştır. Tazminat davasına konu edilebilecek bu durumlar, işin niteliği ve işçi ile işveren arasındaki ilişki temel alınarak belirlenir. Buna göre; 

  1. İşyerinde Bulunma Sırasında Meydana Gelen Olaylar: İşçinin, işverenin yönetimindeki işyerinde bulunduğu sırada uğradığı her türlü bedensel veya ruhsal zarar iş kazasıdır. Olayın sebebi veya işçinin yaralanma/ölüm şekli önemli değildir. Örneğin, işyerinde geçirilen kalp krizi Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarına göre iş kazası olarak kabul edilmektedir.
  2. Görevli Olarak İşyeri Dışında Geçen Süreler: İşçinin, görevli olarak işyeri dışına gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda maruz kaldığı kazalar İş Kazası sayılmaktadır. 
  3. Bağımsız Çalışma Durumları: İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, işçinin kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa, bu iş nedeniyle gerçekleşen olaylar İş Kazası sayılmaktadır. 
  4. Süt İzni ve Emzirme Zamanları: Emziren kadın işçinin, mevzuat gereği çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda maruz kaldığı kazalar İş Kazası sayılmaktadır. 
  5. Servis Kazaları (Trafik İş Kazası): İşçinin, işveren tarafından sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen her türlü kaza, “trafik iş kazası” olarak nitelendirilir. Bu durumda da tazminat davası açılabilir. 

İş Kazası Tazminat Davası Zamanaşımı Süresi

İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında genel zamanaşımı süresi, Borçlar Kanunu madde 146) uyarınca İş Kazasının Meydana Geldiği Tarihten İtibaren 10 Yıldır. Bu kural, yaralanma (maluliyet) ve ölüm hallerinde geçerli olan genel süredir.

Ceza Davasının Zamanaşımının Etkisi

İş kazası neticesinde ceza hukuku açısından da suç teşkil eden bir fiil taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma gibi durumlar varsa, ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresi, tazminat davası için belirlenen süreden daha uzunsa, tazminat davasında ceza davasının zamanaşımı süresi uygulanır.

Suç Türü

Ceza Zamanaşımı Süresi

Uygulanan Tazminat Zamanaşımı

Taksirle Ölüme Neden Olma (Birden Fazla Kişi)

15 Yıl

15 Yıl

Taksirle Yaralama

8 Yıl

10 Yıl (Genel Zamanaşımı daha uzun olduğu için bu süre uygulanır)

Maluliyetin Tespiti ve Zamanaşımı Başlangıcı

Maluliyet yani yaralanma vakalarında, maluliyetin hemen kesinleşmemesi veya “gelişen bir durum” nedeniyle artması halinde, zamanaşımı süresi Maluliyetin Kesin Olarak Tespit Edildiği Son Rapor Tarihinden İtibaren işlemeye başlar. Bu durumda, mağdurun zararı tam olarak öğrenme imkanının doğduğu zaman zarfı esas alınır. 

Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri

İş kazası tazminat davasında, mağdur veya yakınları maddi ve manevi olmak üzere iki farklı tazminat talebinde bulunabilirler. Bu tazminat talepleri tek bir davada açılabileceği gibi ayrı dava konusu da edilebilmektedir. 

Manevi Tazminat

Yaşanan olayın neden olduğu üzüntü, acı ve elem karşılığında talep edilen tazminata manevi tazminat denilmektedir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilir. Bu durum Borçlar Kanunu madde 56/2’de tanımlanmıştır. Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde, yasal bir hesaplama formülü bulunmamakla birlikte, hakim aşağıdaki kriterleri esas alır. Buna göre;

  1. Somut olayın özellikleri ve kusur oranları,
  2. Tarafların mali durumları,
  3. Meydana gelen manevi zararın büyüklüğü,
  4. Olay tarihi itibarıyla paranın satın alma gücü ve ekonomik koşullar, manevi tazminatın belirlenmesinde ölçüt alınır. Ancak belirlenen miktar ne tazminat sorumlusunu fakirleştirmeli ne de tazminat alacaklısını zenginleştirmelidir. 

Maddi Tazminat

Maddi tazminat talepleri, olayın niteliğine göre yaralanma yani bedensel zarar veya ölüm hallerinde farklı kalemlerde talep edilir. 

Bedensel Zarar (Yaralanma) Halinde Maddi Tazminat

Bedensel zarar halinde talep edilebilecek zarar kalemleri şu şekildedir. Buna göre; 

  1. Geçici İşgöremezlik Kayıpları: Kişinin iyileşme sürecinde, kalıcı bir sakatlığı olmasa dahi “çalışamadığı süre” nedeniyle oluşan gelir kaybı maddi tazminat kalemidir. 
  2. Sürekli İşgöremezlik Kayıpları: Kalıcı sakatlık yani maluliyet nedeniyle oluşan çalışma gücü ve kazanç kayıpları maddi tazminat kalemidir. Bu tazminat, doktor raporuyla belirlenen maluliyet oranı üzerinden matematiksel olarak hesaplanır.
  3. Tedavi ve Diğer Masraflar: Kaza ve tedavi süreci boyunca yapılan tüm tedavi giderleri, ilaç, bakım ve diğer masraflar maddi tazminat kalemidir. 
  4. Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Kayıplar: Kalıcı maluliyetin kişinin kariyerini, terfi imkanlarını ve genel ekonomik geleceğini olumsuz etkilemesinden doğan kayıplar da maddi tazminat kaleminden sayılmaktadır. 

Ölüm Halinde Maddi Tazminat

Ölüm durumunda, maddi tazminat ölenin yakını olan destekten yoksun kalan kişiler tarafından talep edilir. Destek tazminatı miras hukukuna göre değil destek sıfatına göre belirlenir. Destekten yoksun kalma tazminatı adı altında aşağıdaki kalemler talep edilebilir. Buna göre; 

  1. Cenaze Giderleri: Ölenin cenaze ve defin masrafları,
  2. Tedavi ve Çalışma Gücü Kayıpları (Hemen Ölüm Gerçekleşmemişse): Ölüm hemen gerçekleşmemişse, ölüm anına kadar oluşan tedavi giderleri ve çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar.
  3. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin, ölen kişinin sağlığında sağlamakta olduğu destekten mahrum kalmaları nedeniyle uğradıkları ekonomik kayıplardır. Destek tazminat miras hukuku hükümlerine tabi olmazsa da Yargıtaya göre ölenin eşi, çocukları, anne ve babası destekten yoksun kalanlar olarak kabul edilir. 

İş Kazası Tazminat Davalarında Yetkili Mahkeme

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 6. maddesi, iş kazası tazminat davalarına bakmakla yetkili mahkemeleri belirlemiştir. İşçi ve işveren arasında bu hükümlere aykırı yapılan yetki sözleşmeleri geçersizdir. İş kazası tazminat davaları için yetkili iş mahkemeleri şu şekildedir. Buna göre; 

  1. Davalı Yerleşim Yeri Mahkemesi: Davalı gerçek veya tüzel kişinin yani işverenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi yetkili mahkeme sıfatına haizdir. Davalı birden fazla ise, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
  2. Kaza Yeri Mahkemesi: İş kazasının veya zararın meydana geldiği yerin iş mahkemesi yetkili mahkemedir. 
  3. Davacı Yerleşim Yeri Mahkemesi: Maluliyete uğrayan işçinin veya ölüm gerçekleşmişse ölen işçinin davacı yakınlarının yerleşim yeri iş mahkemesi de yetkili mahkeme sayılır. Başka bir deyişle davacılar kendi yerleşim yerinde de dava açabilirler. 

İş Kazasının Tespiti Davası

İş kazası meydana geldikten sonra işveren veya işçi tarafından SGK’ya iş kazası bildirimi yapılmalıdır. Bu bildirim kaza geçiren mağdurun bağlı bulunduğu SGK’ya yapılır. Ancak uygulamada birçok işveren veya işçi bu bildirimi yapmamaktadır. İş kazası bildirimi yapılmayan kazalarda tazminat davası açılmadan önce, olayın hukuken iş kazası olduğunun tespiti gerekir. 

Tespiti Gerektiren Haller

İş kazası bildirilmeyen durumlarda hak sahibi davacı veya davacılar aşağıdaki süreçleri yürütmelidir. 

  1. SGK Bildirimi ve Raporu: İş kazası, işveren tarafından mutlaka Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirilmelidir. SGK müfettişler aracılığıyla inceleme yaparak olayın iş kazası olup olmadığını, oluş şeklini ve kusur durumunu içeren bir rapor düzenler. Rapor, olayı iş kazası olarak nitelendirirse, doğrudan tazminat davası açılabilir. Aksi takdirde tespit davası açılmalıdır.
  2. İş Kazasının Tespiti Davası: Olay SGK’ya bildirilmesine rağmen, SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmezse, hak sahipleri, hem SGK’yı hem de işvereni davalı göstererek “İş Kazasının Tespiti Davası” açmak zorundadır.

İş kazasının tespiti davası, tazminat davasından bağımsız bir süreç olup, tazminat davasının ön şartı niteliğindedir. Bu dava kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Tazminat davasını gören mahkeme, tespit davasının kesinleşmesini bekletici mesele yapar. Tespit davası işçi lehine sonuçlanırsa SGK, işçiye veya yakınlarına düzenli bir gelir bağlar. Bağlanan bu gelirin peşin değeri, tazminat davasında talep edilen toplam maddi tazminat miktarından düşülür.

İş Kazası Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?

İş kazası tazminat davalarının süresi, davanın tarafları, bildirimin yapılıp yapılmadığı, maluliyet oranına itiraz edilip edilmemesine ve bilirkişi süreçlerinin uzunluğuna bağlı olarak değişir.

Kaza 

Ortalama Dava Süresi

Süreyi Uzatan Temel Sebep

Yaralanmalı İş Kazası

5 – 6 Yıl arası sürmektedir.

Maluliyet oranına itiraz, ek rapor talepleri ve maluliyetin tespiti davasının bekletici mesele yapılması dava süresini uzatabilir. 

Ölümlü İş Kazası

2 – 3 Yıl arası sürmektedir. 

Kusur tespiti, destekten yoksun kalma hesabı ve bilirkişi süreçleri dava süresini uzatabilir. 

Bu süreler, yerel mahkeme aşaması için tahmini ortalama sürelerdir. İstinaf yani Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay süreçleri de hesaba katıldığında, davanın kesinleşmesi daha da uzun sürebilir.

Destek Tazminatı ve İşverenin Kusursuz Sorumluluğu

İş kazası sonucu ölümün gerçekleşmesi, geride kalan aile üyeleri için hem manevi yıkım hem de ekonomik kayıplara neden olur. Bu ekonomik kaybı gidermek amacıyla destekten yoksun kalma tazminatı davası açılır. Buna mukabil iş hukukunda işverenin sorumluluğu, sadece kusurlu eylemleriyle sınırlı kalmayıp özel bazı durumlarda kusursuz sorumluluk esasına da dayanmaktadır. 

Destek Tazminatı Hesaplama Esasları

İş kazası sonucu vefat eden müteveffanın sağlığında, düzenli olarak maddi destek sağladığı kişilerin, bu desteğin ölüm nedeniyle kesilmesi sonucu uğradıkları zararın tazmini amacıyla istenen maddi tazminat türüne destekten yoksun kalma tazminatı denilmektedir. Bu tazminat, ölenin mirasçılarına değil, fiilen destek alan kişilere aittir.

Destekten Yoksun Kalma Şartları

Bir kişinin destekten yoksun kalma tazminatı alabilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir. Buna göre;

  1. Destek İlişkisi: Ölen ile davacı arasında, hayatın olağan akışına uygun bir destek ilişkisinin bulunması gerekir. Eş, çocuk, anne-baba gibi yakınlık zorunlu olmakla birlikte, istisnai olarak kardeş veya nişanlı da destek alan kabul edilebilir.
  2. Maddi Destek: Ölenin hayatta olsaydı, davacıya düzenli ve sürekli olarak belli bir süre zarfında bir maddi katkı sağlayacağının kanıtlanması gerekir. 
  3. Zarar: Desteğin kesilmesiyle davacının maddi olarak zarar görmüş olması gerekir. 

Tazminatın Hesaplama Kriterleri

Destekten yoksun kalma tazminatı, aşağıdaki tabloda belirtilen kriterler çerçevesinde matematiksel olarak hesaplanmaktadır. Buna göre; 

Hesaplama Unsuru

Açıklama 

Müteveffa’nın Geliri (Destek Miktarı)

Ölenin kaza tarihindeki net geliri tazminatta baz alınır. Eğer geliri düşükse, asgari ücret veya benzer işlerde çalışanların geliri esas alınır.

Destek Süresi

Destek alan davacının yaşam beklentisi ve ölenin yaşam beklentisi esas alınarak, destek almanın muhtemel olduğu sürenin yani aktif ve pasif dönemler dahil belirlenmesi yapılır. Aktif dönem 60 yaş ve pasif dönem 70 olarak kabul edilir. 

Kusur Oranı

İşverenin ve varsa ölen işçinin kazadaki kusur oranları tazminatı belirler. Başka bir deyişle işverenin kusuru oranında tazminat ödenir.

Desteğin Şekli (Farazi Gelir)

Destekten yoksun kalacak kişinin yaşına, eğitimine ve sağlık durumuna bakılarak, ölen kişinin gelecekte elde edeceği varsayılan artan gelir yani farazi gelir de hesaba katılır.

SGK Tarafından Bağlanan Gelir

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından hak sahiplerine bağlanan “gelirin peşin değeri”, hakkaniyet gereği tazminat miktarından indirilir. 

İskonto (İndirim) Oranı

Gelecekteki kayıpların bugünkü değere indirgenmesi için kullanılan matematiksel faiz oranı uygulanır. 

Yargıtay kararları, tazminat hesaplamalarında sadece mevcut desteğin değil, ölenin ileride sağlayacağı potansiyel desteğin de dikkate alınması gerektiğini belirtmektedir.   

İşverenin Kusursuz Sorumluluğu

Modern hukukta bir zararın tazmin edilebilmesi için, zarara neden olan kişinin kusurlu olması gerekir. Buna Kusurlu Sorumluluk ilkesi denilmektedir. Ancak iş hukukunda, özellikle tehlikeli işyerlerinde, işveren aleyhine aksine sorumluluk esası da mevcuttur. Buna Kusursuz Sorumluluk denilmektedir. 

Kusursuz Sorumluluğun Hukuki Dayanağı

İşverenin kusursuz sorumluluğu, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen tehlike sorumluluğu ve iş güvenliği mevzuatından kaynaklanan özen borcuna dayanır. Buna göre işverenin kusuru olmasa dahi, yürüttüğü faaliyetin doğası gereği tehlike yaratması nedeniyle sorumlu tutulabilmesi anlamına gelmektedir. 

Uygulama Alanları ve Türleri

İşverenin kusursuz sorumluluğu, iş hukukunda tehlike sorumluluğu ve yardımcı kişilerin fiilinden sorumluluk gibi hallerde ortaya çıkar. Aşağıda her iki durum ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. 

Olağanüstü/Tehlike Sorumluluğu

Bu sorumluluk türü, işverenin işletmesinin, niteliği itibarıyla büyük bir tehlike arz eden bir faaliyeti yürütmesinden kaynaklanır. İşletmenin, uzmanlık gerektiren yüksek riskli makinelerle veya patlayıcı maddelerle çalışması gibi, özel bir tehlike yaratması Durumunda tehlike sorumluluğundan bahsedilir. İşveren, kazanın meydana gelmesinde kusuru olmasa dahi, tehlikeli faaliyetin sahibi olduğu için tazminat ödemekle yükümlü tutulur. İşveren, sorumluluktan kurtulmak için, zararın kendisiyle veya işletmesiyle ilgisi olmayan zorlayıcı bir sebepten yani mücbir sebepten kaynaklandığını kanıtlamak zorundadır. Aksi takdirde tazminat ödemekle yükümlüdür. 

Yardımcı Kişilerin Fiilinden Sorumluluk

Bu sorumluluk, işverenin kendi kusurundan değil, işi yaparken görevlendirdiği kişilerin yani işçilerin kusurundan dolayı ortaya çıkmaktadır. Bir işçinin, görevini yerine getirirken başka bir işçiye veya üçüncü bir kişiye zarar vermesi durumunda ortaya çıkar. Bu durumda işveren, zarar veren işçinin kusurundan dolayı sorumlu tutulur. İşveren, bu sorumluluktan kurtulmak için, zararın doğmasını engellemek için seçimde, talimat vermede ve denetlemede gerekli özeni gösterdiğini kanıtlamak zorundadır. Aksi takdirde işveren tazminat ödemekle yükümlü tutulur. Uygulamada, işverenin bu ispatı yapması oldukça zordur, bu da sorumluluğu kusursuz sorumluluğa yakın bir seviyeye getirmektedir. 

Kusursuz Sorumluluğun Önemi

İş kazası tazminat davalarında kusursuz sorumluluk ilkesi, işçi lehine bir koruma imkanı sağlamaktadır. Bu ilke sayesinde, işçi, her zaman işverenin kişisel kusurunu kanıtlamak zorunda kalmadan, sadece tehlikeli bir işletmenin varlığını veya zararın bir çalışan tarafından verildiğini kanıtlayarak tazminat alma hakkına sahip olur. Bu durum, işvereni en yüksek düzeyde güvenlik önlemi almasını sağlamaktadır. 

İş Kazası Sonucu Açılan Ceza Davasının Tazminat Davasına Etkisi

İşçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan iş kazaları tazminat sonucu doğurduğu gibi soruşturma ve dolayısıyla ceza davasını da beraberinde getirmektedir. Zarara uğrayan kişiler veya yakınları ilgili işverenler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığında suç duyurusunda bulunabilirler. Yaralanma veya ölümle sonuçlanan iş kazaları genellikle “taksirle yaralama” veya “taksirle öldürme” suçlarını oluşturur. Ceza davasının sonuçları, tazminat davasının seyrini doğrudan etkilediğinden bu davaların takip edilmesi gerekir. 

Ceza Davası ve Hukuk Davası İlişkisi

Türk Hukuk Sisteminde, ceza hukuku ve özel hukuk (tazminat hukuku) davaları birbirinden bağımsızdır, ancak ceza mahkemesi kararlarının özel hukuk davasına etkisi Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiştir.

Ceza Zamanaşımının Tazminat Davasına Etkisi

Daha önce de belirttiğimiz gibi, ceza davasının zamanaşımı süresi, tazminat davasının zamanaşımı süresinden daha uzunsa, tazminat davasında ceza davasının süresi uygulanır.

Hukuki Durum

Ceza Zamanaşımı

Tazminat Zamanaşımı

Taksirle Öldürme (Birden Çok)

15 Yıl

Tazminat davası 15 yıl içinde açılabilir.

Taksirle Yaralama

8 Yıl

Tazminat davası için 10 yıllık genel zamanaşımı uygulanır. Zira 8 yıldan daha uzundur.

Bu kural, ceza davasının zamanaşımı süresinin, mağdurun tazminat hakkını koruma süresini uzatması açısından önemlidir. Ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için ceza davasının açılması şart değildir. Olayın ceza hukuku açısından bir suç teşkil etmesi yeterlidir.

Ceza Mahkemesi Kararının Bağlayıcılığı

Ceza mahkemesinden çıkan karar, aynı olay nedeniyle açılan tazminat davasını yani hukuk davasını ve dolayısıyla hukuk hakimini maddi olgulara ilişkin tespitler bakımından bağlamaktadır. 

Ceza Mahkemesi Karar Unsurları

Bağlayıcılık Durumu

Açıklama

Maddi Olayın Tespiti

Bağlayıcı

Ceza mahkemesi, kazanın nasıl ve nerede meydana geldiğini, eylemin varlığını kesin olarak tespit etmişse, hukuk hakimi bu tespitle bağlıdır.

Failin Kimliği

Bağlayıcı

Suçu işleyen fail ceza mahkemesinde kesinleşmişse, hukuk hakimi bu kişiyle bağlıdır.

Kusur ve Sorumluluk

Bağlayıcı Değil

Ceza mahkemesi failin kusurlu olmadığını tespit etse bile, hukuk hakimi bu kararla bağlı değildir. Hukuk hakimi, işverenin kusursuz sorumluluk yani tehlike sorumluluğu ilkesi gereği tazminata hükmedebilir.

Beraat Kararı (Ceza Yok)

Bağlayıcı Değil

Ceza mahkemesinde failin suç unsurları oluşmadığı için beraat etmesi, hukuk davasında tazminat ödemeyeceği anlamına gelmez.

Ceza mahkemesi kararı, olayın ispatı ve maddi olgulara ilişkin tespitler açısından önem teşkil etmektedir. Ancak hukuk hakimi, işverenin sorumluluğunu kusurdan bağımsız olarak (kusursuz sorumluluk) veya kusur oranını (iş güvenliği yükümlülükleri açısından) farklı değerlendirme yetkisine sahiptir.

İş Kazası Araştırmasında Ceza Soruşturması Dosyası

İş kazası tazminat davalarında, en önemli delil kaynaklarından biri, Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen ceza soruşturması ve varsa ceza davası dosyasıdır.

  1. Keşif ve Bilirkişi Raporları: Ceza soruşturması kapsamında, olay yerinde detaylı keşif yapılır. Makine Mühendisi, İş Güvenliği Uzmanı ve Hukukçu gibi uzmanlardan oluşan üçlü bilirkişi heyeti tarafından kapsamlı bir inceleme raporu hazırlanır. Bu rapor, kazanın oluş şeklini, iş güvenliği eksikliklerini ve tarafların kusur oranlarını tespit eder.
  2. Hukuk Davasında Kullanımı: Tazminat davasını gören İş Mahkemesi hakimi, bu ceza soruşturması dosyasını özellikle kusur ve olay tespitlerini içeren raporlarını talep ederek yargılamada kullanır. Hukuk hakimi, ceza dosyasındaki rapora itirazlar varsa, yeni bir bilirkişi heyeti atayabilir veya mevcut raporu esas alarak kararını verebilir.
  3. Kanıt Gücü: Ceza soruşturması dosyası, tanık ifadeleri, olay yeri fotoğrafları, keşif tutanakları ve bilirkişi raporları gibi birinci elden delilleri içerdiği için, tazminat davasının temelini oluşturur. Ayrıca davanın ispat yükünü de azaltır. 

Önemle belirtmekte fayda var ki; iş kazası tazminat davasında, davanın açılmasından hemen sonra ceza soruşturmasının akıbeti takip edilmeli ve ceza dosyasındaki delillerin tazminat davasına sunulması sürecin hızlanması ve hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir. Eş deyişle hukuk davasından ziyade ceza yargılama süreçlerinin etkin ilerletilmesine özen gösterilmelidir. 

Yorumunuzu Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gravatar profili