Hukuka aykırı bir eylem veya işlem sonucu bireylerin malvarlığında eksilme veya ruhsal bütünlüğünde yıpranma meydana geldiği durumlarda maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Malvarlığında eksilme, maddi tazminata karşılık gelirken ruhsal bütünlüğün bozulması, ızdırap, acı elem halleri ise manevi tazminata karşılık gelir. Maddi ve Manevi Tazminat Davası bu tür zararların giderilmesini amaçlamaktadır. Bu dava türü ile mağduriyetin dava yoluyla giderilmesi ve kişinin zarar görmeden önceki durumuna en yakın seviyeye getirilmesi hedeflenir. 

Bu makalede, maddi ve manevi tazminat davasının ne olduğu, hangi hukuki gerekçelerle açılabileceği, zamanaşımı süreleri ve tazminat miktarının nasıl belirlendiği detaylıca anlatılacaktır. 

Maddi ve Manevi Tazminat Kavramı ve Yargı Yolu

Tazminat hukuku, bireyin uğradığı zararın giderilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından getirilmiş bir özel hukuk dalıdır. Maddi ve manevi tazminat davaları, bu zararın niteliğine göre şekillenir.

Maddi ve Manevi Tazminatın Tanımı

Maddi ve manevi tazminat davası TBK da tanımlanmıştır. Buna göre; 

  1. Maddi Tazminat Davası: Hukuka aykırı bir fiil veya işlem nedeniyle kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmenin giderilmesini amaçlayan davaya maddi tazminat davası denilmektedir. Gelir kaybı, tedavi giderleri, mal zararı gibi durumlar eksilmeyi ifade eder. Bu, dava, somut ve parayla ölçülebilir zararları kapsamaktadır. 
  2. Manevi Tazminat Davası: Aynı fiil veya işlem nedeniyle bireyin yaşadığı üzüntü, elem, acı ve yıpranmanın yol açtığı zararların giderilmesine manevi tazminat davası denilmektedir. Bu dava, bir ceza olmayıp, mağduriyete karşılık bir tatmin duygusu yaratmayı hedefler.

Maddi ve manevi tazminat talepleri, tek bir dava altında birlikte açılabileceği gibi, hukuki şartların oluşması halinde ayrı ayrı da açılabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Maddi ve manevi tazminat davalarında görevli ve yetkili mahkeme zarar veren muhattaba göre değişkenlik göstermektedir. Buna göre; 

  1. Genel Görevli Mahkeme: Ticari nitelikte olmayan tüm tazminat davalarında, talep edilen miktara bakılmaksızın Asliye Hukuk Mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir. Ticari bir iş veya işlemden kaynaklanan tazminat davalarında ise Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir.
  2. İdari İşlemden Kaynaklanan Tazminat: İdarenin işlem veya eylemleri nedeniyle zarara uğrayanların açtığı davalara “Tam Yargı Davası” denir ve bu davalara bakma görevi İdare Mahkemelerine aittir. Tam yargı davası kapsamında da maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. 

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Açma Nedenleri

Tazminat davası açmanın temel nedeni, haksız bir maddi veya manevi zararın giderilmesi olsa da, bu zarara yol açan hukuki gerekçe farklılık arz etmektedir. Uygulamada en çok görülen tazminat davası türleri aşağıdaki tabloda verilmiştir. 

Gerekçe

Örnek Durum

Dayanak

Haksız Fiil

Trafik/İş Kazası, Doktor Hatası (Malpraktis), Suç İşlenmesi, Kişilik Haklarına Saldırı gibi davalar haksız fiilden kaynaklanmaktadır. 

Borçlar Kanunu Genel Zamanaşımı hükümleri uygulanır. 

Sözleşmeye Aykırılık

Sözleşmenin ihlali, eksik veya hatalı ifası, haksız fesih gibi durumlarda sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat davalarıdır. 

Borçlar Kanunu Genel Zamanaşımı süreleri uygulanır. 

Özel Hükümler

Boşanma ile birlikte talep, Telif Hakları İhlali özel hükümlere tabi tazminat davalarıdır. 

Medeni Kanun, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Özel Zamanaşımı süresine tabidir.

Bu davalar, hukuki dayanağına göre farklı zamanaşımı sürelerine, yetkili mahkemelere ve ispat yüküne tabi olabilir.

Tazminat Davası Açma Süresi ve Zamanaşımı Kuralları

Tazminat davası açma süresi, davanın dayandığı hukuki sebebe yani haksız fiil, sözleşme, özel kanuna göre değişiklik gösterir. Zamanaşımı süresinin kaçırılması, karşı tarafa zamanaşımı itirazı hakkı verir. Bu sebeple zamanaşımına dikkat edilmesi gerekir. 

Genel Zamanaşımı İlkeleri

Haksız fiillerde, sözleşme ihlalinde ve trafik kazalarında genel zamanaşımı süreleri uygulanır. Buna göre;

  1. Haksız Fiillerde (Genel Kural): Fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı geçerlidir. Fiil ve fail daha sonra öğrenilse bile her halükârda fiilin işlenmesinden itibaren 10 yıl geçerlidir. Zamanaşımı süresi Borçlar Kanunu madde 72/1’de tayin edilmiştir. 
  2. Sözleşme İhlalinde: Genel zamanaşımı süresi, ihlal tarihinden itibaren 10 yıldır. Bu durum Borçlar Kanunu madde 146’da düzenlenmiştir. 
  3. Trafik Kazalarında (Özel Kural): Zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halükârda 10 yıldır.  Bu durum Karayolları Trafik Kanunu madde 109’da düzenlenmiştir. 

Ceza Zamanaşımının Etkisi

Tazminat davasına temel teşkil eden fiil aynı zamanda suç teşkil ediyorsa yani iş kazası, trafik kazası, doktor hatası nedeniyle ölüm/yaralama meydana geliş ise, ceza kanununda o suç için öngörülen dava zamanaşımı süresi uygulanır. Bu süre, Borçlar Kanunu veya Trafik Kanunundaki sürelerden daha uzunsa bile geçerlidir. Örneğin, taksirle ölüme neden olma suçu için ceza zamanaşımı 15 yıl ise, tazminat davası da 15 yıl içinde açılabilir. Ayrıca, ceza davası devam ettiği sürece de tazminat davası açma hakkı mevcuttur.

Boşanma Davasında Zamanaşımı

Boşanma davası ile birlikte açılan maddi ve manevi tazminat davası, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ayrı bir dava olarak da açılabilir. Boşanma davalarına dayalı tazminat zamanaşımı süresi Medeni Kanun madde 178’de düzenlenmiştir. 

Kimler Dava Açabilir ve Kime Karşı Açılır?

Tazminat davasının aktif ve pasif süjeleri uğranılan zararın türüne ve hukuki ilişkiye göre belirlenir. Aktif süje davacıyı pasif süje ise davalıyı ifade eder. 

Maddi ve Manevi Tazminat Davasını Açabilecek Kişiler

Maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davalarda davacılar aşağıdakiler olabilir. Buna göre;

  1. Zarara Doğrudan Uğrayan Kişi: Fiil veya işleme doğrudan muhatap olan herkes dava açabilir. Örneğin yaralanan kazazede, hatalı tedavi gören hasta idari işlemden etkilenenler bu davanın aktif süjeleri yani davacısı sıfatına sahiptir. 
  2. Ölüm Halinde Destekten Yoksun Kalanlar: Ölenin desteğini aldığı kabul edilen eşi, çocukları, anne-babası ve hatta desteğini ispat edebilen diğer yakınları destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Buradaki destek tazminatı bir tür maddi tazminattır. 
  3. Manevi Zarar Durumunda Yakınlar: Ölüm halinde ölenin birinci derece yakınları, destek ilişkisi olmasa dahi duydukları üzüntü nedeniyle manevi tazminat talep edebilir. Önemle belirtmekte fayda var ki uzuv kaybı, körlük, sağırlık gibi ağır bedensel zarar durumunda da yaralananın yakınları manevi tazminat talep edebilirler. Bu durum Borçlar Kanunu madde 56/2’de düzenlenmiştir. 

Maddi ve Manevi Tazminat Davası Açılacak Kişiler

Tazminat davası, zarara neden olan eylemi gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Ancak bazen sorumluluk zincirine diğer davalılar da eklenebilir. Tehlike Sorumluluğu sorumluluk zincirini genişleten bir durumdur. 

Zarar Kaynağı

Davalılar 

Haksız Fiili İşleyen

Fiili bizzat işleyen kişi davalı konumundadır. 

İş Kazası

İşveren, varsa alt işverenler müteselsil sorumlu sıfatıyla davalıdır. 

Trafik Kazası

Aracın sürücüsü, işleteni, sahibi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası şirketi de müşterek ve müteselsil olarak davalı sıfatına haizdir. 

Doktor Hatası

Hatayı yapan doktor, çalıştığı hastane/sağlık kuruluşu, ilgili Bakanlık/Üniversite/Vakıflar da davalı sıfatına haizdir. 

Davalılar, zararın giderilmesinden birlikte ve müteselsil sorumlu olabilecekleri gibi illiyet bağı ve somut olayın oluş şekline göre münferit sorumlu da olabilirler.

Maddi ve Manevi Tazminatın Kapsamı ve Hesaplanması

Tazminat miktarının belirlenmesi, davanın önemli bir hususunu oluşturur. Maddi tazminat somut hesaplamalara dayanırken, manevi tazminat ise hakimin takdirine bırakılmıştır. Maddi tazminatta, maluliyet oranı, kusur oranı, bakiye ömür etkili iken manevi tazminatta tarafların sosyoekonomik durumları kazadaki kusur oranları etkilemektedir. 

Maddi Tazminatın Kapsamı ve Hesaplama Esasları

Maddi tazminat, Bedensel Zarar ve Ölüm halinde farklı tazminat kalemlerini doğurmaktadır. Açılan davanın durumuna göre tazminat kalemleri belirlenmelidir. Buna göre; 

Durum

Talep Edilebilecek Zararlar

Hesaplama Esasları

Yaralanma (Bedensel Zarar)

Geçici/Sürekli iş göremezlik tazminatı, Tedavi giderleri, Ekonomik geleceğin sarsılması ve bakıcı gideri gibi kalemlerden oluşur.

Maluliyet oranı doktor raporuyla belirlenir. Aktif/pasif dönem kazanç kaybı, kusur oranı ile birlikte hesap bilirkişisi tarafından TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu kullanılarak hesaplanır.

Ölüm Hali

Cenaze giderleri, Ölüm hemen gerçekleşmediyse tedavi giderleri, Destekten Yoksun Kalma Tazminatı gibi kalemlerden oluşur.

Ölenin ve destek alanların bakiye ömürleri, gelir düzeyi, kusur oranı baz alınarak aktüerya hesabı yapılır. 

Manevi Tazminatın Belirlenmesi ve Şartları

Manevi tazminat, ancak kişilik değerleri saldırıya uğrayan kişinin isteyebileceği bir tazminat türüdür.

Manevi Tazminata Konu Olabilecek Kişilik Değerleri

Manevi tazminata konu olabilecek kişilik değerleri şu şekilde sıralanabilir. Buna göre;

  1. Yaşam ve Sağlık kişilik değerlerinden sayılır. Kazada ağır yaralanma veya yakının ölümü buna örnek verilebilir. 
  2. Vücut ve Ruh Bütünlüğü kişilik değerlerinden sayılır. Uzuv kaybı, depresyona yol açan haksız fiil buna örnek verilebilir.
  3. Diğer Fiziksel, Duygusal ve Sosyal Değerlerdir. 

Manevi Tazminatın Takdir Kriterleri (BK md. 47): 

Kanunda bir hesaplama metodu yoktur. Tazminat miktarı hakim tarafından takdir edilirken aşağıdaki kriterler göz önünde bulundurulur. Buna göre; 

  1. Somut durumun özellikleri ve zararın büyüklüğü önem arz etmektedir. Ölüm, maluliyet oranı manevi tazminatı belirleyen en temel unsurdur. 
  2. Tarafların olaydaki kusurunun ağırlığı,
  3. Tarafların sosyal ve ekonomik durumu
  4. Olay tarihi itibarıyla paranın satın alma gücü.

Hakkaniyet İlkesi

Hakim, hakkaniyete uygun bir miktar belirlemelidir. Hükmedilecek miktar, zarar görende manevi huzuru gerçekleştirecek kadar olmalıdır. Ancak sorumluyu fakirleştirmemeli, alacaklıyı da zenginleştirmemelidir.

Tazminat Davası Süresi

Tazminat davaları, kusur tespiti, maluliyet oranı tespiti, tanık dinlenmesi ve maddi zararın hesaplanması gibi teknik aşamalar içerdiği için uzun sürebilmektedir. Yerel mahkeme aşaması, taraf itirazları ve bilirkişi raporlarının yeniden düzenlenme gerekliliğine bağlı olarak ortalama 1.5 – 2 yıl sürebilmektedir. İstinaf ve Yargıtay süreçleri de eklendiğinde, davanın kesinleşme süresi uzayabilmektedir.

Doktor Hatasından Kaynaklanan Tazminat Davası

Sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında, teşhis veya tedavi aşamalarında yapılan hatalı doktor uygulamaları, hasta için telafisi zor bedensel ve ruhsal zararlara yol açabilir. Bu duruma tıbbi malpraktis denilir. Tıbbi Malpraktis durumunda, hastalar ve yakınları hem maddi hem de manevi tazminat davası açabilirler. Bu bölümde, tıbbi malpraktis kavramını, doktorun sorumluluk sınırlarını, tazminat talebinin hukuki dayanaklarını ve dava sürecinin özelliklerini detaylıca açıklayacağız.

Tıbbi Malpraktis Nedir?

Doktorun veya sağlık personelinin, mesleki standartlara, bilgiye, tecrübeye ve güncel bilimsel gelişmelere uygun olmayan bir uygulama yaparak hastaya zarar vermesi durumuna tıbbi malpraktis denilir. 

Doktorun Sorumluluğu ve Sınırları

Doktorun tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için, eylemin bir hata teşkil etmesi gerekir. Hukuk sistemi bu ayrımı yaparken doktorun yükümlülüğünü esas alır. Buna göre; 

Durum

Hukuki Netice

Doktorun Sorumluluğu

Malpraktis (Hata)

Bilgisizlik, tecrübesizlik, ilgisizlik veya mesleki standardın altında bir uygulama ile zarara yol açması durumunda hukuki netice meydana gelir. 

Hukuka aykırı fiil nedeniyle Tazminat Sorumluluğu Doğar.

Komplikasyon

Usulüne uygun ve tüm özen gösterilmesine rağmen tıbbi girişimlerin doğasında olan, öngörülebilir ancak kaçınılması mümkün olmayan risklerin gerçekleşmesi halinde hukuki netice doğar. 

Hata değil, riskin gerçekleşmesi söz konusu olduğundan Tazminat Sorumluluğu Doğmaz.

Bir doktorun veya sağlık kuruluşunun tazminat sorumluluğunun esasında, hastaya karşı taşıdığı özen yükümlülüğü olan gerekli bilgi ve beceriyi kullanmayı ihlal etmesi yatar. Doktor, hastasına uyguladığı hatalı tedavi nedeniyle doğan zararlardan sorumludur. Ancak usulüne uygun tedavi uygulanmasına rağmen gelişen komplikasyonlardan sorumlu tutulamaz. Bu durumlar kaçınılmaz sebep sayılır. 

Malpraktise Yol Açan Temel Durumlar

Malpraktise yol açan durumları şu şekilde tasnif edebiliriz. Buna göre; 

  1. Hatalı Teşhis/Tanı: Hastalığın yanlış ya da geç teşhis edilmesi nedeniyle doğru tedavinin zamanında yapılamaması.
  2. Hatalı Tedavi Yöntemi: Uygulanması gereken tedavi yerine yanlış bir yöntemin seçilmesi.
  3. Ameliyatta Hata: Cerrahi işlem sırasında unutulan yabancı cisimler, yanlış organa müdahale veya enfeksiyon gibi durumlar.
  4. Görevin İhmali: Tedavi sürecinde gerekli takibin yapılmaması veya hayati önem taşıyan bir müdahalenin zamanında yapılmaması.
  5. Aydınlatma Yükümlülüğünün İhlali: Hastanın veya yasal temsilcisinin, uygulanacak tedavinin riskleri, alternatifleri ve olası sonuçları hakkında yeterince aydınlatılmaması ve rızasının alınmaması gibi durumlar malpraktise yol açan durumlardır. 

Tıbbi Malpraktis Davasında Sorumlular ve Yargı Yolu

Tıbbi malpraktis nedeniyle zarara uğrayan hasta, zarara neden olan kişi ve kurumlara karşı tazminat davası açabilir. Tazminat davası detayları aşağıda izah edilmiştir. Hatanın yapıldığı sağlık kuruluşunun niteliği, davanın kime karşı açılacağını belirler. Buna göre; 

Çalışma Şekli

Davalı Olabilecekler

Dava Türü/Yargı Yolu

Özel Sağlık Kuruluşu

Hatayı yapan doktor, çalıştığı özel hastane/sağlık kuruluşu davalı sıfatına haizdir. 

Maddi/Manevi Tazminat Davası Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.

Kamu Sağlık Kuruluşu

Doktor, Sağlık Bakanlığı veya ilgili kamu kurumu Üniversite Hastanesi ise Üniversite/Vakıf davalı konumundadır.

Tam Yargı Davası şeklinde İdare Mahkemesinde açılır. 

Hastaneler ve sağlık kuruluşları, doktorun iş ilişkisi nedeniyle üçüncü kişilere verdiği zararlardan istihdam edenin sorumluluğu diğer bir deyişle kusursuz sorumluluk ilkesi gereği sorumlu tutulabilirler. Bu, hastanın hastanenin de kusurlu olduğunu kanıtlamasını zorunlu kılmaz.

Zamanaşımı Süresi

Tıbbi malpraktis, hukuken bir haksız fiil olarak nitelendirilir. Genel haksız fiil zamanaşımı süreleri geçerlidir. Buna göre, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halükârda fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl geçerlidir. Hatalı uygulama nedeniyle yaralanma veya ölüm meydana gelmişse ceza kanununda öngörülen dava zamanaşımı süresi, tazminat davasında da uygulanır. 

Tıbbi Malpraktis Tazminatının Kapsamı

Tıbbi malpraktis nedeniyle açılan davalarda talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat kalemleri, vücut bütünlüğünün ne ölçüde zarar gördüğüne bağlıdır. 

Maddi Tazminat Talepleri

Maddi tazminat taleplerini şu şekilde tasnif edebiliriz. Buna göre; 

  1. Tedavi Giderleri: Hatalı uygulama nedeniyle oluşan zararın giderilmesi için yapılan tüm tedavi, ilaç ve bakım masrafları bu kapsamda değerlendirilir. 
  2. Geçici/Sürekli İşgöremezlik Kayıpları: Hata sonucu çalışamama süresi ve kalıcı sakatlık nedeniyle oluşan kazanç ve çalışma gücü kayıpları bu kapsamdadır. 
  3. Ekonomik Geleceğin Sarsılması: Kalıcı maluliyetin kişinin kariyerini olumsuz etkilemesinden doğan kayıplar bu kapsamda değerlendirilir. 
  4. Ölüm Halinde: Cenaze giderleri ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı tazminat olarak talep edilebilir. 

Manevi Tazminat Talepleri

Hatalı uygulama sonucu kişinin yaşamında, sağlığında, ruh bütünlüğünde veya vücut bütünlüğünde meydana gelen bozulma nedeniyle duyulan elem ve ıstırabın telafisi manevi tazminat kapsamında talep edilebilir. Mahkeme, manevi tazminat miktarını, zararın büyüklüğü, doktorun/hastanenin kusur oranı ve tarafların sosyal/ekonomik durumlarını dikkate alarak takdir eder. 

Yorumunuzu Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gravatar profili