İş Sağlığı ve Güvenliğinde İşverenin Kusursuz Sorumluluğu

Sanayi Devrimi ile başlayan ve günümüzde dijitalleşen üretim süreçleriyle devam eden endüstriyel gelişim, beraberinde yeni risk gruplarını ve iş kazası türlerini getirmiştir. Borçlar hukukunun temel etmeni olan “kusur sorumluluğu”, modern çalışma hayatının karmaşıklığı ve tehlikeleri karşısında işçiyi korumakta yetersiz kalmıştır. Bu yetersizlik, hukuk sistemlerini işverenin kusursuz sorumluluğu kavramını geliştirmeye yöneltmiştir. İş hukukunun temel felsefesi olan “işçinin korunması ilkesi”, işverenin sadece hatalı davranışlarından değil, yarattığı tehlikeli işletme yapısından doğan zararlardan da sorumlu tutulmasını gerektirir. Bu makalede, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK) ekseninde işverenin sorumluluk rejimi, illiyet bağı ve kaçınılmazlık ilkesi detaylandırılacaktır.

İşverenin İşçiyi Gözetme Borcu

İş sözleşmesi, sadece bir işin yapılması ve karşılığında ücret ödenmesini içeren basit bir mübadele sözleşmesi değildir. İşçinin, işverenin otoritesi altında ve onun organizasyonunda çalışması, işverene sadakat ve gözetme borcunu da yüklemektedir. 

Türk Borçlar Kanunu Madde 417 Çerçevesinde Sorumluluk

TBK m. 417, işverenin işçinin kişiliğini koruma borcunu düzenler. Madde metnine göre; “İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek, sağlığını gerektirdiği ölçüde gözetmek ve işyerinde ahlaka uygun bir düzenin gerçekleşmesini sağlamakla yükümlüdür.” Bu madde uyarınca işveren, iş kazalarını önlemek adına gerekli her türlü araç ve gereci eksiksiz bulundurmak zorundadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, işverenin sadece “bilinen” önlemleri değil, bilimsel ve teknolojik olarak mümkün olan tüm önlemleri alma yükümlülüğüdür.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kapsamı

2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı Kanun, kusur odaklı yaklaşımdan “risk yönetimi” odaklı yaklaşıma geçişi düzenlemektedir. Kanun’un 4. maddesi, işverenin genel yükümlülüğünü belirlerken, işverenin bu yükümlülükleri yerine getirirken dışarıdan hizmet almasının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Bu durum, sorumluluğun ne denli genişletildiğinin bir göstergesidir.

İşverenin Kusursuz Sorumluluğunun Hukuki Niteliği

İş kazalarından doğan sorumluluğun mahiyeti hukuk literatüründe uzun süre tartışılmıştır. Günümüzde kabul edilen baskın görüş, bu sorumluluğun bir sosyal risk ve tehlike sorumluluğu olduğudur.

Tehlike Sorumluluğu ve Fedakarlığın Denkleştirilmesi

Kusursuz sorumluluğun temelinde, “kâr elde eden kişinin, bu faaliyetten doğan riske de katlanması” ilkesi yatar. İşveren, bir işletme kurarak tehlike yaratmakta ve bu tehlikeli faaliyet üzerinden kazanç sağlamaktadır. Dolayısıyla, işverenin hiçbir kusuru olmasa dahi, işletmesinden kaynaklanan yapısal tehlikelerin sonuçlarından sorumlu tutulması hakkaniyet gereğidir.

Kusur Sorumluluğu ile Kusursuz Sorumluluk Arasındaki Farklar

İş kazalarında kusur sorumluluğu ile kusursuz sorumluluk arasındaki farkları şu şekilde izah edebiliriz. Buna göre; 

  1. Kusur Sorumluluğu: Zarar gören, işverenin bir ihmali veya kastı olduğunu ispat etmelidir. Aksi durumda tazminat alamaz. 
  2. Kusursuz Sorumluluk: İşçinin zarar görmesi ve bu zararın işin yürütümü ile ilgili olması yeterlidir. İşverenin her önlemi aldığından bahisle kusurunun olmadığı iddiası dinlenmez. Şu kadar ki işveren illiyet bağının kesildiğini ispat ederek kurtulabilir.

Uygun İlliyet Bağı ve Sorumluluğu Ortadan Kaldıran Haller

İşverenin kusursuz sorumluluğu mutlak ve sınırsız bir sorumluluk değildir. Sorumluluğun doğması için kaza ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Bu bağın kesilmesi durumunda işveren tazminat yükümlülüğünden kurtulur. Buna illiyet bağının kesilmesi denilmektedir. 

Mücbir Sebep

Mücbir sebep; öngörülemez, karşı konulamaz ve dışsal bir olaydır. Deprem, sel, yıldırım düşmesi gibi doğal afetler genellikle mücbir sebep sayılır. Ancak Yargıtay, işyerinin depreme dayanıklı inşa edilmemesi gibi durumlarda illiyet bağının tam olarak kesilmediğine hükmedebilmektedir.

Zarar Görenin (İşçinin) Ağır Kusuru

İşçinin, iş sağlığı ve güvenliği kurallarını bilerek ve ağır bir şekilde ihlal etmesi durumuna işçinin ağır kusuru denilmektedir. Örneğin; kurye olarak çalışan bir işçinin, işverenin kask ve koruyucu ekipman sağlamasına rağmen bunları kullanmaması ve %100 kusurlu bir şekilde kaza yapması durumunda illiyet bağı kesilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (15.12.2022 tarihli kararı) bu yöndeki tespiti, işçinin tecrübesi ve trafik kurallarına uyma yükümlülüğü düzenlemektedir. 

Üçüncü Kişinin Ağır Kusuru

Zararın meydana gelmesine tamamen iş yerinin dışındaki bir üçüncü kişinin davranışı sebep olmuşsa, işverenin sorumluluğu ortadan kalkar. Ancak bu kusurun, işverene yüklenebilecek her türlü önlemi anlamsız kılacak düzeyde “ağır” olması şarttır.

Kaçınılmazlık İlkesi ve Tazminatın Belirlenmesi

Hukukumuzda “fennen önlenmesi imkansız” durumlar için kullanılan kaçınılmazlık kavramı, ne işverene ne de işçiye kusur atfedilebilen “kötü tesadüf” hallerini ifade eder.

Kaçınılmazlık ve Öngörülebilirlik Ayırımı Nedir?

Bir olayın kaçınılmaz sayılabilmesi için bilimsel ve teknik veriler ışığında, alınabilecek hiçbir önlemin o kazayı engelleyemeyecek olması gerekir. Yargıtay’ın “beton çivisi” örneğinde olduğu gibi; çivinin kırılması kaçınılmaz olabilir ancak göze kaçmasını önlemek (koruyucu gözlük ile) mümkündür. Eğer önlenmesi mümkün bir sonuç varsa, artık kaçınılmazlıktan bahsedilemez.

%60 - %40 Paylaşım Kuralı Ne Demektir?

Yargıtay yerleşik içtihatlarında, olayın %100 kaçınılmazlık sonucu meydana geldiği durumlarda zararın paylaştırılması yoluna gider. Bu hakkaniyet kuralı uyarınca:

  1. Zararın %60’ı işveren üzerinde bırakılır.
  2. Zararın %40’ı işçi (kazalı) üzerinde bırakılır. Bu uygulama, işverenin “tehlike sorumluluğu” gereği, kusuru olmasa dahi riskin büyük kısmını üstlenmesi gerektiği mantığına dayanır.

Yargılama Sürecinde Kusur Tespiti ve Bilirkişi İncelemesi

İş kazası davalarında mahkemeler, teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişi raporuna dayanır. Ancak kusur tespiti sadece matematiksel bir oranlama değil, hukuki bir değerlendirmedir.

Bilirkişi Raporlarının Nitelikleri

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca bilirkişi raporları, denetime elverişli ve gerekçeli olmalı, İSG mevzuatındaki spesifik maddelere atıf yapmalı ve varsa SGK müfettiş raporları ile çelişmemelidir.

Teknik Arızalar ve Mücbir Sebep Ayrımı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin kararlarında vurgulandığı üzere; fren patlaması, lastik yarılması veya rot çıkması gibi durumlar mücbir sebep sayılmaz. Bunlar “işletme içi risk” olarak kabul edilir. İşleten, aracın bakımı ve trafiğe uygunluğundan kusursuz olarak sorumludur. İşverenin kusursuz sorumluluğu, işçinin ekonomik ve bedensel bütünlüğünü korumaya hizmet eden sosyal bir hukuk devleti gereğidir. Ancak bu sorumluluk, işvereni her durumda tazminata mahkum eden bir “mutlakiyet” içermez. İlliyet bağının kesilmesi ve kaçınılmazlık gibi kurumlar, sorumluluğu hakkaniyet sınırları içerisinde tutar. 

İşveren Hiç Kusuru Olmasa Da Tazminat Öder Mi?

Tehlike sorumluluğu veya kaçınılmazlık ilkesi çerçevesinde, işverenin kusuru olmasa dahi meydana gelen zararın belirli bir kısmından sorumlu tutulması mümkündür.

Deprem Nedeniyle İş Kazası Meydana Gelirse İşveren Sorumlu Mudur?

Kural olarak deprem mücbir sebeptir ve illiyet bağını keser. Ancak binanın deprem yönetmeliğine aykırı olması gibi durumlarda işverenin sorumluluğu devam edebilir.

İşçinin Kendi Kusuru Tazminatı Etkiler Mi?

İşçinin kusuru tazminat miktarından indirim yapılmasına neden olur. İşçinin kusuru “ağır” düzeyde ise illiyet bağı kesilebilir ve işveren sorumluluktan tamamen kurtulabilir.

İş Kazalarında Tazminat Hesaplama Yöntemi

İş kazası neticesinde açılan tazminat davalarında (Maddi ve Manevi Tazminat), mahkemeler sadece kusur oranına bakmaz; aynı zamanda işçinin yaşı, kazanç durumu ve maluliyet (engellilik) oranı gibi teknik verileri bir formül çerçevesinde birleştirir.

Maddi Tazminatın Hesaplama Formülü (PMF Tablosu ve Progresif Rant)

Yargıtay, tazminat hesaplamalarında “PMF (Population Masculine et Féminine) 1931” yaşam tablosunun veya güncel “TRH-2010” tablosunun kullanılmasını şart koşar. Hesaplama şu aşamalardan oluşur:

  1. Aktif ve Pasif Dönem Hesabı: İşçinin 60 yaşına kadar olan dönemi “aktif”, 60 yaşından yaşam sonuna kadar olan dönemi “pasif” (emeklilik) dönemi olarak adlandırılır.
  2. İskonto ve Artış: İşçinin son net ücreti üzerinden her yıl için belirli bir artış (genellikle %10) ve iskonto (genellikle %10) uygulanarak gelecekteki zararı günümüze uyarlanır.
  3. Kusur ve Kaçınılmazlık İndirimi: Hesaplanan brüt tutardan, işçinin varsa kusuru ve olayın “kaçınılmazlık” payı oranında indirim yapılır.

Yargıtay, işverenin %100 kaçınılmazlık durumunda bile zararın %60’ından sorumlu tutulması gerektiğini belirtir. Bu, işverenin “tehlike sorumluluğu” ilkesinin bir sonucudur.

Manevi Tazminatın Belirlenmesi

Maddi tazminat matematiksel bir formüle dayanırken, manevi tazminat Türk Borçlar Kanunu m. 56 uyarınca hakimin takdirindedir. Yargıtay manevi tazminatın belirlenmesinde şu kriterleri arar:

  1. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları,
  2. Olayın meydana geliş şekli (İşverenin ağır ihmali var mı?),
  3. Paranın alım gücü (Tazminat ne zenginleşme aracı olmalı ne de sembolik kalmalı),
  4. Sakatlık derecesi veya ölüm halinde duyulan elemin derinliği baz alınarak takdir edilmektedir. 

Örnek Yargıtay Kararları

İşçinin Deneyimi ve Eğitim Yeterliliği (Gözetim Borcu): Yargıtay 21. Hukuk Dairesi: “İşverenin işçiye sadece kağıt üzerinde eğitim vermesi, gerekli kişisel koruyucu donanımı (KKD) teslim etmesi yeterli değildir. İşveren, bu ekipmanların fiilen kullanılıp kullanılmadığını denetlemekle ve işçiyi kurallara uymaya zorlamakla yükümlüdür.” İşçi bareti takmadığı için kaza geçirse bile, eğer işyerinde bu konuda sıkı bir denetim mekanizması kurulmamışsa, işveren “kusursuz sorumluluk” veya “denetim eksikliği” nedeniyle sorumlu tutulur.

Teknik Arızalar Mücbir Sebep Sayılmaz: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (2023 Güncel Yaklaşım): “İş makinesinin freninin boşalması veya lastiğinin patlaması, işletme dışı bir olay (mücbir sebep) değil, işletme içi bir risk faktörüdür. Bu durum illiyet bağını kesmez; aksine işverenin kusursuz sorumluluğunu doğurur.” Bu karar, işverenin ekipman bakımından %100 sorumlu olduğunu ve “benim suçum yok, makine bozuldu” savunmasının hukuken geçersiz olduğunu teyit eder.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Ödemelerinin Mahsubu: Maddi tazminat miktarından, SGK tarafından işçiye bağlanan “Geçici İş Göremezlik Ödeneği” veya **”Sürekli İş Göremezlik Geliri”**nin rücu edilebilir (işverene geri fatura edilebilir) kısmı tenzil edilir. Bu, işçinin sebepsiz zenginleşmesini önlemek içindir.

Yorumunuzu Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gravatar profili