Mirasın reddi (TMK m. 605), mirasçının tek taraflı irade beyanıyla terekeyi iktisap etmekten kaçınmasıdır. Ancak bu hak, borçlu mirasçının alacaklılarından mal kaçırmak için kötüniyetli olarak kullanıldığında, TMK m. 617 hükmü ile karşılaşılır. Bu davanın temel esası, “kimse kendi kusurlu davranışına dayanarak hak elde edemez” ve “dürüstlük kuralı” ilkeleridir.
Davanın Temel Şartları
Davanın temel şartları borçlunun aczi ve zarar verme kastının bir arada gerçekleşmesine dayanır. Zira mirasın reddi kanunen herkese tanınan bir haktır. Bu meyanda borçlu mirası kötüniyetle ret ettiği takdirde alacaklıların haklarına halel geldiğinden mirasın reddini iptal edebilirler.
Borçlunun "Aciz Hali"nin Tespiti
Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, mirasçının aciz içinde olup olmadığı belirlenirken sadece banka hesaplarına bakılmaz. Mahkeme şu araştırmaları yapmakla yükümlüdür. Buna göre;
Malvarlığı Araştırması: Tapu Sicil Müdürlüğü, UYAP-E-Devlet (Araç, Taşınmaz), SGK kayıtları ve banka genel müdürlüklerine yazılan müzekkerelerle mirasçının “aktif” malvarlığına bakmaktadır.
Borç Yükü: İcra dairelerinden borçlunun derdest dosyaları ve kapak hesapları istenir. Bununla borçlunun toplam pasifi hesaplanır.
Sonuç: Eğer mirasçının reddettiği miras payı hariç tutulduğunda, mevcut malvarlığı borçlarını karşılamaya yetmiyorsa “aciz hali” gerçekleşmiş sayılır. Önemle belirtmekte fayda var ki borçlunun iflas etmiş olması bu şartı kendiliğinden sağlar.
Zarar Verme Kastının Kapsamı
Zarar verme kastı, mirasçının reddi yaparken alacaklılarının bu paydan mahrum kalacağını bilmesi ve bunu istemesidir. Eğer mirasçı, borç batağında olduğunu bilerek mirası reddediyorsa, alacaklılara zarar verme kastı “varsayılır”. Belirtmekte fayda var ki uygulamada görülen mirasçının “Babamın hatırasına saygı duyuyorum, borçlarını ödeyemem” veya “Kardeşlerim mağdur olmasın diye reddettim” şeklindeki savunmaları, alacaklıya zarar verme kastını hukuken ortadan kaldırmaz.
Terekenin Borca Batıklığı (TMK m. 605/2)
Terekenin borca batık olup olmadığını belirlemek için “Mirasın Gerçek Reddi” ile “Mirasın Hükmen Reddi” farkına dayanır. Buna göre;
Hükmen Ret: Eğer mirasbırakan (murisin) ölümü anında terekesi zaten borca batıksa, miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Bu durumda alacaklılar “reddin iptali” davası açamazlar. Çünkü mirasçı zaten bir değer iktisap etmeyecektir.
İptal Davasının Konusu: İptal davası, sadece murisin malvarlığının (aktifinin) borçlarından (pasifinden) fazla olduğu, yani mirasçıya bir payın düşeceği durumlarda anlam ifade eder.
Zorunlu Dava Arkadaşlığı
Doktrinde baskın görüş davanın sadece reddeden mirasçıya açılacağını söylese de, Yargıtay uygulamada redden yararlanan diğer mirasçıların da haklarının etkileneceğini gözetir. Ancak uygulamada mahkemeler genellikle redden yararlanan altsoy veya diğer mirasçıları da davaya dahili davalı olarak dahil eder. Bu, ileride yapılacak “Resmi Tasfiye” işlemi için önemli bir husustur.
Hak Düşürücü Sürede "Aleniyet" İlkesi
Bu tür davalar altı aylık süre zarfında açılabilmektedir. Bu süre davanın reddi veya kabulü için en önemli dönemeçtir. Mirasın reddi beyanı Sulh Hukuk Mahkemesi’ne ulaştığında değil, bu beyan mahkemenin “Özel Miras Kütüğü”ne işlendiği andan itibaren 6 aylık süre başlar. Alacaklı, borçlusunun mirası reddedip etmediğini ancak bu kütüğü inceleyerek (aleniyet sayesinde) öğrenebilir.
Davanın Kabulü Sonrası Resmi Tasfiye Süreci
Dava kazanıldığında mahkeme ret kararı ile birlikte kararın hüküm fıkrasında TMK m. 617/2 uyarınca mirasın resmi tasfiyesine karar verilmelidir. Tasfiyenin aşamaları şu şekildedir;
Tasfiye Memuru Atanması: Mahkeme bir veya birkaç tasfiye memuru atar.
Alacaklıların Tatmini: Davacı alacaklıların borçları bu paydan ödenir.
Artan Payın Devri: Eğer borçlar ödendikten sonra miras payından bir miktar artarsa, bu miktar mirasçıya verilmez. Redden kimler yararlanmışsa (örneğin mirasçının çocukları veya kardeşleri) onlara ödenir. Mirasçı, yaptığı ret beyanıyla bağlayıcı şekilde mirastan el çektiği için artan değerden yararlanamaz.
İspat Vasıtaları ve Mahkemenin Re'sen Araştırma Yetkisi
Mirasın reddinin iptali davası, kamu düzenini de ilgilendiren yönleri olduğu için mahkeme geniş bir araştırma yetkisine sahiptir.
Banka ve Tapu Kayıtları: Davalı mirasçının şahsi malvarlığı ret tarihindeki değerleriyle (rayiç değer) hesaplanır.
Tanık Beyanları: Mirasçının alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik sözlü beyanları veya aile içi danışıklı hareketleri tanıkla ispatlanabilir.
Bilirkişi İncelemesi: Hem terekenin değeri hem de mirasçının borçlarının tespiti için uzman bilirkişilerden rapor alınması zorunludur.